Boyut: 100cm x 45cm x 45cm14 Eylül 2011 Çarşamba
Başarılı Tasarımlar ''Küçük kanyon''
Boyut: 100cm x 45cm x 45cmBaşarılı Tasarımlar ''Shiratani ravine''

"AGA International Aquascaping Contest 2011" yarışmasında 60-120 litre arası tanklar kategorisinde 1. sırada derece almıştır.
Başarılı Tasarımlar ''The Masai mara''
Boyut: 100cm x 40cm x 50cm10 Eylül 2011 Cumartesi
Başarılı Tasarımlar ''Göl esintisi''
Boyut : 100cm x 45 cm x 45cmHacim : 202 litre
Bitkiler:
Hemianthus callitrichoides.cuba
(2 tane grolux , 2 tane aquastar)
CO2 : 2Kg. CO2 tüpü, Ista selonoid regulatör, Ista 3 in 1 CO2 diffuzer, Weipro Ph controller
Filitre : Eheim 2226 profesyonel dış filitre (950 lt/s)
UV : Atman 18 watt Uv
Gübreleme: NPK, Seachem Trace, Seachem iron
Su değişimi : haftada 2 defa %50 su değişimi
Tasarım : ADIST
Bu akvaryum IAPLC 2011 (ADA) yarışmasında 16. sırada derece almıştır.
IBAC 2011 yarışmasında (Bulgaristan) 1. sırada derece almıştır.
9 Eylül 2011 Cuma
Akvaryum ve bitkiler
Genel olarak insanlara akvaryum denildiğinde; ilk olarak akla balıklar gelir. Sanki kimse daha önce şırıltılarla akan bir dereciğin kıyısında yayılmış çimenleri yada bir göletin etrafını kaplamış sazları görmemişdir. Hadi 'şehir yaşamıdır pek doğaya çıkamıyoruz' diye düşündük. Hafta sonu parklarda yapılan küçük bir gezintide; bir süs havuzunun içinde çiçek açmış bir nilüferleride mi hayranlıkla seyretmedik hiç?Akvaryumlarında balıkların haricinde bitkilere ve diğer omurgasız canlılara da yer veren isanlar; sahip oldukları bu akvaryumu yaşayan bir ekosistem olarak görme eğilimindedir. Onlar için akvaryum, dışarıdaki doğanın bir uzantısıdır. Bu haliyle belki doğadaki mükemmelliğe ve uyuma bir öykünme ve de hayranlık duyma...
Yapay bir su ortamı oluşturan akvaryumlarımızda kullandığımız bitkilerin büyük çoğunluğu doğada amfibik bir yaşam sürer. Yani yem karada fakat suya yakın; hemde suda yaşayabilme özelliği geliştirmiştir. Yağışlı dönemler ve kurak dönemler arasında; su altındaki yaşamdan (subemers) su üstündeki yaşama (emers) geçiş yaparlar ve döngü böylece sürer.

Yağışlı mevsimin geçip, suların çekildiği dönemler bitkiler için tarifsiz fırsatlar sunar. Suların çekilmesiyle birlikte bir zamanlar su altında kalmış olan kıyılar; suların taşıdığı alivyonlar ile zenginleşmiş bir zemin sunar. Suyun dışında geçen bu dönemde gün ışığından daha çok yararlanma imkanına kavuşan bu anfibik bitkiler; besleyici toprağın da yardımıyla çiçek açmak ve tohum vermek fırsatına sahip olarak üreyebilme imkanına kavuşur. Yine bu dönemde köklerinden yeni sürgünler vermek suretiyle eşeysiz olarak üreyip çevrelerine yayılma imkanınıda bulurlar. Kurak mevsimin geçip yağışların başlamasıyla su seviyesi yükselerek, tekrar akarsu yatağını doldurduğunda kıyıdaki bu bitkilerde değişen yeni şartlara adapte olmaya başlarlar. Sular yükselmiş ve belki boylarını aşmıştır. Artık şartlar değişmiş olduğundan; bitkiler önceki dönem kadar gün ışığından, fotosentez için havadaki CO2 den, oksijenden yararlanamaz. Akıp giden suyun taşıdığı zengin minerallerden daha az faydalanır. Çok uzun bir zamandır gelişimlerini sürdüren bu bitkilerin geçirdikleri evrimsel süreçler; onlara bu dönemi atlatabilme imkanı sunmuştur. Bu dönemde bitkilerin bünyelerindeki yaşamsal enerjiyi daha verimli kullanabilmesi için metabolizmaları yavaşlar.
Suyun kaldırma kuvvetinin yardımıyla artık sert ve güçlü bir ana gövdeye gerek yoktur. Bundan dolayı gövde incelir ve daha yumuşak ve esnek bir biçim alır. Gövdedeki bu değişim yapraklar içinde geçerlidir. Suyun içindeki yapraklarda ince ve yumuşak bir biçim alır. Emers döneme nazaran daha yayvan bir yapı kazanır. Yinede bazı durumlarda yapraklar su içine gömülü, yüzücü veya su üstünde olmalarına göre; aynı anda farklı biçimlerde sergileyebilirler. Bu tip değişimler bitkinin maruz kaldığı şartlara adaptasyonuyla ilgilidir. Echinodorus, Cryptocoryne,Hygrophila gibi türler buna örnek olarak verilebilirler.Bazı bitkiler ise; mesela Myriophyllaceae türleri tamamen suya gömülü olarak yaşamlarını sürdürdükleri halde, Lemna türleri bağımsız olarak su yüzeyimde akıntının etkisiyle serbest dolaşır.
Nymphea türleri ise rizom gövde ve kökleriyle zemine tutunurken; geniş yaprakları su yüzeyinde yüzer ve göz alıcı çiçekler açar. Yaşamlarının tamamını su içinde geçiren bitkiler genel olarak ince gövde, ipliksi kökler, yayvan yapraklara sahiptir. Eğreltilerde ise yaprak ve kökler kısa bir gövdeye bağlıdır ve çiçeklenmezler. Doğrudan yaprak ve gövde üzerinde oluşan sporlarla çoğalırlar. Çiçekli bitkilerde ise çiçek bitkinin eşeysel üreme merkezidir. Erkek üreme organları polenleri oluştururken, dişi organlarsa ovulu oluştururlar. Bu bitkilerin polenleri suda serbest dolaşmaya adapte olmuştur. Dişi çiçeğin stigmasını ulaşan polenler döllenmeyi gerçekleştirir ve böylece tohumlar oluşur. Bazı bitkilerde dişi ve erkek organlar aynı çiçekte olur. Bazı bitkilerde ise dişi ve erkek organ taşıyan çiçekler ayrı ayrı bitkilerde olur. Kimisinde ise çiçekler su üzerinde açar ve çiçeklenme karasal bitkilerde olduğu gibi gerçekleşir. Söz konusu olan, bitkilerde üreme ise; kafa karışıklığı oluşması normaldir. Bu konuda doğanın yaratıcılığında bir sınır yok gibidir.
Gerek yaşamını dönemsel olarak kıyıda ve suda geçiriyor olsun, gerekse tamamıyla suda geçiriyor olsun sucul bitkiler; akvaryumumuzu gerçek doğanın bir parçası haline getirmektedir. Akvaryumdaki tüm canlılar için doğal bir barınma,beslenme ve üreme ortamı hazırlarlar. Doğal bir ortam sağlandığınızda, balıklarınızda doğal davranışlarını daha iyi sergiler. Üstelik bu durum yalnızca akvaryumlarda değil gerçek doğada da bu şekildedir. Ayrıca bitkilerin (akvaryum içinde suni olarak oluşturulmuş olsada) bulundukları bu mikro ekosisteme tarifsiz faydaları vardır. Akvaryum içerisindeki canlıların artıklarından oluşan ve balıklar için zehirli olan kimyaları arıtırlar. Küçük balıklara etraflarındaki büyük balıklardan sakınaları için gizlenme yerleri oluştururlar. Yuva yapacak olanlar için köklerini ve dallarını sunarlar. Kimi türler için yumurtalarını üzerlerin bırakabilecekleri bir alan sağlarlar. Yüksek aydınlatmadan dolayı rahatsız olan balıklara gölgelik olurlar. Saya saya bitiremeyiz bunları ve en önemlisi balıklarınızın stresi azlalır, daha sağlıklı ve huzurlu bir akvaryumunuz olur. Tercih sizin isterseniz akvaryumunuzu size bu imkanları sunan gerçek bitkilerle süslersiniz; yada isterseniz akvaryumunuzu plastikden değirmenler ile, plastikten hazine sandıklarıyla ve plastikten istiridye kabuklarıyla falan süslersiniz. Kendi payıma söyleyecek olursam; benim için bunun denize pet şişe atmaktan bir farkı yok. 
Cryptocoryne yaprakları üzerine bırakılmış balık yumurtaları (fotoğraf: A.Öktem)

Anubias yaprakları altına gizlenmiş yavru lepistes ve karides
(fotoğraf: A.Öktem)
Kırmızı kristal karides ve Kardinal karides

Bu yazıda bir kaç özel karides türünden bahsedeceğim. Bu karidesleri hakkıyla yetiştirmek tecrübe ve bilgi gerektirir. Gerçekten değerli karideslerdir. Daha ilk görüşte göz alıcılı güzellikleriyle kendini belli ederler. Karidesler alg yiyici olmakla beraber, beslenmeleri spirulina içerilikli dip yemleriyle desteklenmelidir.
Kırmızı Kristal Karides (Caridina Cantonensis sp.)
Bu karidesler diğer pek çok özel karides türünde olduğu gibi, arı karideslerin kırmızı renki bir varyasyonudur. ortalama 3 cm. kadardır. 1996 yılında japonyada Hisayasu Suzuki 'nin arı
karides kolonisindeki karideslerden birinin siyah olması gereken bantlarından birinin, kırmızı olduğunu fark etmesiyle birlikte; titiz bir ıslah faliyetinin sonucunda üretilmiştir. Zamanla aynı karideslerden pek çok varyasyonu üretildi ve bu varyasyonlar meraklıları arasında ayrı bir sınıflandırmaya tabi tutudu. Burada çok detaya girerek bunları anlatmaya gerek görmüyorum. Bu tür için 4-6 gH ,1-2 Kh ve 6,2-6,8 pH arasındaki yumuşak ve asidik su değerleri sağlanmalıdır. Hassas canlılardır ve düzenli su değişimi ve kullandığınız suyun temizliği göz ardı edilmemelidir. Su sıcaklığı 26°C altında olmalıdır. Bu koşullar sağlandığında pek çok caridina türünde olduğu gibi rahatlıkla üretilebilir. Fakat titiz bir üretim yapmak istiyorsanız eğer; gen havuzunuzu geniş tutmakla birlikde, yukarda bahsettiğim sınıflandırma sistemine uygun olarak karideslerinizi ayırmalısınız.Kardinal Karides (Caridina sp. "Kardinal")
Meraklısı arasında en çok aranan türlerden biridir. Birkaç ay önce bir akvaryumcunun yurt dışı ithalatıyla birlikte İstanbul 'a az miktarda geldi. Ama yol koşullarından dolayı bayağı hırpalanmışlardı. Sağ kalan son 8-10 karidesi alıp küçük bir karides tankı kurmak istedim. Fakat orada çalışan yakın bir arkadaşımın ricasıyla dahi özel olarak verilen fiyat çok el yakıcıydı. üstelik o içler acısı hallerine rağmen. Sanırım ölen karideslerin günahını benim omuzlarıma almamı istliyorlardı.
Tabiki almadım ve onlarda daha sonra beraber geldikleri yol arkadaşlarıyla aynı kaderi paylaştılar. Koyu kırmızı renkli olup üzerinde beyaz benekler olan küçük bir karidestir. Ortalama 2 cm. kadar boyları vardır. Olduça hassas bir türdür ve deneyim ister. Endonezya menşeli bir türdür. Diğer Sulawesi karidesleri gibi sıcak su ister. 26°C-29°C arası su sıcaklığı 7 pH, sert ve temiz su uygundur. Su sıcaklığı ve pH fazla dalgalanmamalıdır. Üretimide bayağı zordur. Zira dişiler 10-15 kadar yumurta taşır ve yumurtadan çıkmalarıda su şartlarına bağlı olarak 20-30 günü bulabilir. Ahir ömrümde nasip olurda bir daha rastlarsam mutlaka alıp bakmak isterim.Bu canlılara olan özel merakım nedeniyle aralıklarla da olsa; bu karides yazıları pehlivan tefrikaları gibi sürüp gidecek.
8 Eylül 2011 Perşembe
Amano karides ve Kiraz karides
Karidesler bitkili akvarumlarda beslenen en ilginç canlı türlerinden biridir. Pek çok türü bulunan bu canlıların özel meraklıları da vardır. Karideslerle ilgili bu ilk yazıda popüler iki türle başlayıp kısaca genel bir bilgi vereceğim. Daha sonraki yazılarda farklı türlere de değineceğim.Amano Karides (Caridina multidentata)
Hobideki en popüler karides türlerinin başında gelir. Ünlü akvaryum tasarımcısı Takashi Amano akvaryumlarında sıklıkla kullanılması ile popüler olmuş ve bilinen adını da buradan almıştır. Japonyadaki acısu ortamlarından gelmektedirler. İyi bir alg yiyici olarak ün yapmıştır. Fakat karidesler küçük yaratıklar olduğundan; bunlara tamamıyla ümit bağlanmamalıdır. Diğer tatlı su karideslerinin aksine yumurtaların gelişimi için
tuzlu suya ihtiyaç duyarlar.Bundan dolayıüretmek zordur ve biraz tecrübe gerektirir. Bol planktonla zenginleşmiş, tuzlu suda gelişen yumurtalardan çıkan larvalar daha sonra tatlı suya adapte edilir. Bu esnada gerek yumurtalardan çıkma, gerekse larvaların beslenmesi ve tatlı suya adaptasyonu aşamasında fazlaca kayıp verilebilir. Doğada muhtemelen tatlı su ortamında oluşan larvalar akıntının etkisiyle denizlere açılan nehir ağızlarına taşınır. Buralarda tuzlu suda açılan yumurtalardan çıkan larvalar planktonca zengin sularda beslenir ve gelişir. Daha sonra tatlı sulara göç ederler. Akvaryumda 23-28 °C arasındaki sıcaklıklarda yaşasa da, 24°C gibi alt sınıra yakın bir sıcaklık daha uygundur.
Kiraz Karides (Neocaridina Heteropoda)
En yaygın karides türlerinin başında gelir. Bunun en önemli nedeni farklı su parametreleri ararsında yaşayabilme yeteneğidir. 6-8 pH, 22-28°C, yumuşak-sert su koşulları bu tür için pek sorun değildir. Oldukça üretken bir türdür. Uygun şartlar sağlandığında dişiler sürekli olarak yumurta verecektir. Etrafta larvaları toplayacak küçük avcılar yoksa eğer hızla çoğalacaklardır. Betta ve gurami gibi daha büyük avcılar ise akvaryumunuzdaki anaçlarıda kolayca toplayabilirler. Karideslerle yeni tanışacak olan arkadaşlar için iyi bir başlangıç türüdür. Farklı renkte varyantları da vardır.
Kiraz karidesler akvaryumdaki ölü bir balığı tüketiyor. Doğada olduğu gibi boşa giden hiç bir şey yok. (fotoğraf: Y.Kartal)
